İnternet Bu Haberle Yıkılıyor

Kadeş Savaşı bütün detaylarıyla size en yakın haber kaynağında. Duyduk duymadık demeyin.
Bugün kabul gören en son tarihe göre M.Ö. 1274 yılında Mısır ve Hitit orduları bugün Suriye sınırları içinde kalan Kadeş şehrinin yakınlarında karşı karşıya geldiler.
Hitit İmparatorluğu bir süredir güneye doğru yayılmaya başlamıştı. Bölgenin kontrolünü elinde bulunduran Mısır ise bu durumdan hoşnut değildi.
Büyük firavun 2. Ramses kaybettiği toprakları geri almak için hükümdarlığının 4. yılında ordusunu topladı ve kuzeye doğru ilerlemeye başladı.
Mısır ordusu 4 büyük birlikten oluşuyordu. Kaynaklarda division (tümen) tabiri kullanılıyorsa da o dönemde 10.000 asker anlamına gelen tümen terimi henüz türetilmemişti. Epey bir hazırlık, ele geçen casuslar, istihbarat çalışmaları vb. sonrasında iki ordu karşı karşıya geldi.
Hitit ordusu da Muvatalli konutasında savaş meydanındaydı. Önce savaş Hitit ordusu lehine gelişmeye başladı. 2 Mısır tümenini bozan Hitit ordusu kalan birliklerle temasa geçmek için harekete geçmişti ki, Ramses ipleri eline aldı. Gerçek anlamda. Savaş arabasına atladı, dizginleri eline aldı, ilerleyen Hitit arabaların arasına daldı. Okları ile önce birer birer, sonra onar onar düşmanlarını öldürmeye başladı. Ordusunu yenilgiden kurtardı üstüne de büyük bir zafer kazandı.
Savaşın detaylarını ince ayrıntılarına kadar beş ayrı kaynaktan okuyabilirsiniz. Ramses’in mezarının duvarında, kurduğu başkent Pi Ramses şehrinin tapınağında, Karnak, Luksor ve Ebu Simbel tapınaklarının duvarlarında. Yani Mısır’ın en kuzeyinden en güneyine kadar her yerde bu büyük zaferin nasıl kazanıldığını öğrenme şansınız var.
Buraya kadar her şey çok güzel. Bir ayrıntı hariç…. Kadeş’deki savaşı Hitit ordusu kazandı. Zaten savaştan sonra uzun süren diplomatik temasların sonucunda imzalanan tarihin ilk barış anlaşması M.Ö. 1269’da imzalandığında tarafların arasında anlaşmazlığa neden olan bütün topraklar Hitit’lerin elinde kaldı. Anlaşmayı Hitit İmparatorluğu adına o tarihte tahtta olan oğul Hattuşili (III) imzaladı.

Bir bilginin ortalıkta var olması hatta pek çok farklı kaynakta yer alması, bu farklı kaynakların birbirini doğrulaması o bilginin doğru olduğu anlamına gelmiyor. 3300 yıl önce de böyleydi, bugün de öyle.
İster Google’da ilk sırada çıksın, ister en büyük tapınağın duvarında olsun. Sorgulayıcı aklımızı kaybetmemeliyiz. Yoksa kendimizi bile tehlikeye atabilecek durumlara düşebiliriz. Günümüzde aşıya yaklaşım bunun güzel bir örneğini oluşturuyor. Sosyal medyadaki haber kaynaklarını önümüze sunan yapay zeka geçmişimize bakarak meşrebimize uygun haberleri öne sürüyor. Bizler de kamplaşma seviyesine kolayca ulaştığımız için alternatif bilgi veya fikirlere kulağımızı kapatıyoruz.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi çatışmanın reyting getirdiğini bilen medya da bütün ‘fikirlere’ eşit zaman ayırarak herkesin kendisinin ne kadar haklı olduğunu bir kere daha gördüğü yayınla yapıyor. Taraflardan birisi yağmur yağdığını, diğeri ise yağmadığını söylüyor. Kimin haklı olduğunu camdan dışarı bakarak görebilecekken tartışmanın sonucuna göre karar vermeye çalışıyoruz. Ve bizim tarafın haklı olduğu sonucuna varıyoruz.
Kimi tartışmalarda sonuç konsensüs ile, orta yolda bulunmaz. Dünya biraz düz, biraz yuvarlak değildir. İnternette her ikisini de savunan milyonlarca sayfa olması sonucu değiştirmez.
Bilimsel yöntemden ayrıldığımız her an bizi içinden çıkılamaz kuyulara sürükler.
Son bir bilgi olarak: Mısır ve Hitit İmparatorlukları arasında imzalanan, tarihin bilinen ilk barış anlaşmasının metinlerinden birisi Birleşmiş Milletler Binası’nda duvarda yer alıyor. İki kopyası da İstanbul ve Berlin’de.
Anlaşmanın tam adı ise Sonsuz Barış Anlaşması.

Daha fazla bilgi için:
https://corum.ktb.gov.tr/TR-58685/kades-savasi-ve-baris-antlasmasi.html